Kripto hayat…

Kriptopara

Bu kısa denemede, dijital dünya hakkında ve kriptopara kavramı üstüne kurulmuş bir ekonomi üzerine düşünmeye çalışacağım.

Ne kadar edersin?

Belki de bundan sonra ortaya koyduğumuz emeklerin karşılığını para değil de zaman birimleri üzerinden ölçmeye başlayacağız. Ve bir şey üzerine harcadığımız zaman bir topluluk için katkı yapmalı ve ona değer katmalı. Ne dediğinizi duyar gibiyim: “Ne anlatmaya çalışıyorsun! Sadede gel.”

 Çalışmak temelde zaman harcamaktır.

Gerçek hayattan bir örnek vermeye çalışayım. Diyelim ki yaşadığınız şehrin limanında, bakım onarım teknisyeni olarak çalışıyorsunuz. İşiniz, vardiya süresince size emanet edilen ekipmanların işlerliğini, en üst düzeyde tutmak. Söz konusu ekipmanlar gemilerle gelen kargoların, yükleme ve boşaltma işlemlerinde kullanılan vinçler olabilir. Vardiya süresi de 8 saat olsun.

 

Kayıt defteri muhasebenin özüdür.

Vardiya sırasında yaptıklarınızı kaydeden ve performansınızı ölçen bir kayıt sistemi var. Bir arızayı gidermek için harcadığınız zamanı, çalışma arkadaşlarınızı etkileyen davranışlarınızı veya iş yeri kurallarına ne kadar uyduğunuzu kaydediyor. Yani kısaca, daha önceden belirlenmiş kriterlere göre zamanınızı nasıl geçirdiğinizi kaydediyor.

Devasa bir borsa.

Kayıt sistemine, herkesin sizin hakkınızda yaptığı gözlemleri de ekleyebildiğini düşünün. Günümüzdeki sosyal medya gibi bütün olaylar kaydediliyor. Her bir bilgi girildiği anda diğer kişilerle paylaşılıyor, bilgiyi giren kişi de bu eylemden dolayı bir değer kazanıyor. Gün boyu çok çeşitli şekil ve tipte bilgiler toplanıyor. Tüm bu bilgiler kendi aralarında bir kur farkı üzerinden değiş tokuş edilebiliyor. Ne kadar çeşitli bilgi hazinesine sahipsen, içinde bulunduğun topluluğa o kadar çok katkın oluyor.

Beleş muz.

Şimdi ne olacak. Bütün gün çalışmıyoruz. Buraya kadar zamanımızı harcayarak bir değer elde ettik. Harcadığımız zamanın bir ederi olmalı. Örnek olarak manavdan bir muz almaya çalışacağız. Satıcı manava odaklanalım. Tüm diğer kişiler gibi, onun da yukarıdaki kayıt sistemine erişim izni var. Ekranda sizin elde ettiğiniz değeri görebiliyor. Ve biliyor ki sistem aldatılamaz, çünkü girilen herhangi bir bilgi anında paylaşıma açılıyor, yani herkes bilmiş oluyor. Hatırlarsanız yukarıda, paylaşımın sistemin içine işlenmiş olduğundan bahsetmiştik. Sonuç olarak istediğiniz muzu size veriyor, para almadan. Kayıt sistemi sizin, topluluk için, onu işler kılmak üzere zaman harcadığınızı ispatlıyor. Siz harcadığınız zamandan elde ettiğiniz değerin bir kısmını bir muz ile takas ettiniz. Kendimizi bir şekilde beslemek zorundayız.

Zamanımı serbest bırakın 🙂

Limandan muza kadar olan döngüyü anlatabildim mi? Dahil olan herkesi? Mesela: yiyecekleri limana getiren gemileri, gemiden kargoyu indirenleri, meyve sebze hallerine oradan yerel manavlara ileten lojistik faaliyetleri. Ve tüm bu işleri ayakta tutan sayamadığımız tüm destek faaliyetlerini… Herkes bir şekilde zaman harcıyor, sisteme bilgi girişi yapıyor, değer kazanıyor, bilgiler arası kurları etkiliyor ve görev başına düşen insanın, insan başına düşen zaman değerini sürekli değiştiriyor. Bundan sonra hiç kimse para istemiyor. Çünkü toplum için harcanan zaman, kayıt altında ve bunu herkes görebiliyor. Sen de, zamanını nasıl harcadığına göre, karşılık göreceğini bilirsen, neden ürettiğin bir hizmet ya da ürün için para isteyesin ki?

 

Güven ne demek?

Yukarıda bahsedilen hayal, herkesin, daha önce toplum için harcadığı zaman ile bir şeyler satın almasını sağlıyor. Çeşitli insanların çeşitli işler için harcadıkları zamanların değeri de çeşitli olacaktır. Bu değer işin adı ile ya da tanımı ile alakası yoktur. Sadece harcanan zamanın içinde ne kadar kalite ve adanmışlık var, ona göre değer değişecektir. Belki harcanan bir saniye içinde, bir işçinin değeri bir genel müdüre göre çok daha fazla olabilecektir. Çünkü manipülasyon ve spekülasyon içeren söz ve eylemler burada geçerli değildir. Sadece güven sadece gerçek vardır. Güvene olan ihtiyacımızı ortadan kaldırabilseydik ne olurdu? Ve tabii ki de paraya olan ihtiyacımızı da… Paranın amacı neydi? Yaptığınız işin ederi olması gerekirdi, öyle mi? Kim karşılığını alıyorum der? Ama yaptığımız her bir şeyi kayıt edebilen bir sistem olsaydı, kayıtları diğer herkesin fikrine sunabilseydik, harcadığımız zamanları bir şekilde takas edebilseydik… Sonrası nasıl olurdu? Hali hazırda olan bir kavram aklınıza geldi mi? Kriptopara ya da sanal para?

 

Geçmişe dönüş:

Bütün süreç, sanki tarih öncesi bir köy meydanında, devasa bir taşın üstüne, herkesin yaptıklarını yazmaya ve yapılanları okumaya hakkı olduğu bir oluşumu akla getiriyor. Herkes görebileceği için de paylaşım olmuş oluyor.

Söyleyeceklerim bu kadar, gerisini ya da alternetifleri sizin hayallerinize bırakıyorum…

Yaşayalım…

Kendimiz için mi yaşıyoruz? Hangi ekosistemin içindeyiz? Neye katkı sağlıyoruz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: